20 Aralık 2015 Pazar

Modern Zamanlar Kumpanyası

Carrie Bradshaw'un askerleri olarak, kadının fendini kalemimize pelesenk edip günümüz ilişkilerine bir göz atmak bizim asli görevimiz değildir de nedir! 
Modern zamanlarda aşk dıpdıdırıın mıdııır? diye sormuş Nil Karaibrahimgil. Sizce bu mudur?
Benim başıma gelenler, karakterler değişse de hep aynı hikaye... 
Haydi hepimize tanıdık gelen şu modern zaman öyküsünü yeniden, detaylıca inceleyelim:

Bir partide tanıştılar, yani iki yabancı, gecenin içinde... Merak ve heyecan dorukta... Sohbet, muhabbet, gülüşmeler...
Fakat muhabbetin baldan tatlı noktasında, mekandan ayrılmaları icap etti. Süreyya başına geleceklerden bihaber, uykuya daldı... 
Ertesi sabah, telefonu çaldı. Arayan Ekrem'di. Bir görüşmek, muhallebi yemek istiyordu. Süreyya heyecanlandı...
İşlerini erkenden halledip sözleştikleri muhallebiciye gitti. Peder ve valideler hakkında da konuşulduktan sonra, Süreyya tam hayalindeki düğün pastasını müstakbel zevcine anlatacaktı ki, Ekrem patlattı bombayı:
"Kuzum, kaç kurtar kendini... Yarın ilk uçakla ülkeyi terk edeceğim. Şu an sadece hovardalık peşindeyim." (Not: hovardalık kelimesi kullanılırken hiçbir Yeşilçam aktristine zarar verilmemiştir.)
Yani demek istiyordu ki: 
'So what can I do I really beg you my Lord
To me is flirting it's just like sport, anything fly!'
Süreyya duyduklarının şokunu atlatamamıştı belki ama, altta kalır mı hiç, yapıştırdı cevabı:

'That's right! Hit the road Jack, and don't cha come back no more!'

Sonra Süreyya eve gitti, yüzüne soğuk bir su çarptıktan sonra aynaya baktı: 

"Who needs a heart when a heart can be broken?"

Kendi hikayelerimizde hepimizin sonunu farklı getirdiğini sandığı; ama nasıl oluyorsa aynı noktaya vardığımız bir yerdeyiz şimdi. Bu noktadan sonrasınıysa, şansımız mı yoksa kaderimiz mi belirliyor, çözemedim henüz.

Ama her ne ise, şu yeni gelen yılda beni bulmasını çok istiyorum. 

Haydi, 

gel artık...