28 Şubat 2014 Cuma

Dancing Barefoot

Dans edenleri izlemeyi sevmiyorum, dans etmediğim sürece. Orada durup, saatlerce sadece durup, nasıl izlenebilir ki böyle bir şey? İzlenmez, kimse de izlemez aslında. Kendini koyar yerine, savrulur bir sağa bir sola. Eğilir öne arkaya... Ruhun bedenden fışkırma çığlığı gibidir dans...
Dans etmeyi seviyorum. Ellerimi, kollarımı, kontrolsüzce sallamayı... Kıpır kıpır parmak uçlarıma çıkmayı... Kimseden onay almak zorunda olmadan dans etmek... Bayılıyorum.
Meydanda mesela... Roma'da...
Belki Temmuz ayında...
Ayakkabılarımı çıkarmak istiyorum. Günün bütün sıcağını, şehrin bütün aşkını tabanlarımdan, alev alev taştan içime çekmek istiyorum. Öylece dönmek... Ya da Eylül... Ilık yağmur birikintilerinde zıplayarak..Dakikalarca durmamak istiyorum. Ah özgürlük!
Ama nereye kadar yalnız dans edebilirsin ki?
Kendi başına, öylece dönerek... Kontrolsüzce. Özgürlük... Ama nereye kadar?
Elinden tutup seni döndürecek biri olmadan, o meydanda sen bir oyuncak bebeksin.
Belinden kavrayıp seni yeniden yakalayacak biri olmadan, o meydanda sen adeta bir delisin.
Yalnız olmadığında, işte o zaman gerçekten dans edersin.