28 Aralık 2011 Çarşamba

Tutku

Bazen düşünüyorum da aşk hakkında çok şey yazıp çizdim, ama hiç aşık olmadım.
Daha çok küçüğüm zaten bunun için.
Küçük derken, olgunluğa erişmemiş gibi mi desem, zamanı gelmemiş gibi hissediyorum mu desem bilmiyorum. Ben doğru adamı değil, doğru zamanı bekliyorum hep.
Aslında beklemiyorum da hiçbir şey. İlginçtir, kendimi bazen dünyanın en romantik insanı gibi hissetsem bile, bu sadece bireysel bir duygu oluyor çoğu zaman. Kendimi henüz bir insanla yan yana göremiyorum, en içten duygularımı paylaşacağım biriyle.
Bizim jenerasyonda pek yok bu tür şeyler. Herkes pek hevesli hemen takılalım, eğlenelim, bir ay sonra hoşçakal diyelim istiyor. Ama bence bu kaldırılabilecek bir tempo değil, hisler varsa ortada. Belki çok duygusal yaklaşıyorum, fakat durum bence böyle.
Her şeyi geçtim, hayran olduğum çok insan var. Bu ilk ergenlik yıllarımdan beri olan bir şey. Tabii o zamana göre çok şey değişti, artık daha farklı boyutlardayım, ama insanlara ben de hayran olabiliyorum. Ama o 'elektrik' denen şey şu an için bende yok. Belki bir gün olacak, hatta kesin bir gün olacak. O gün, bugün ya da yarın değil sadece. Dün ve evvelki gün de değildi. Biraz daha sonrası...
Erteliyor muyum?
Sanmıyorum, bence insanlar fazlasıyla aceleciler. Yaşadıkları şeyin kutsallığını ben yazarken, çizerken en derinde hissettiğim için, kimseye yaklaşasım yok. Anlamayacaklar çünkü. İster erkek olsun, ister kadın... İsterse iki cinsiyetten de olmasın, yine de anlayamayacak.
Kafamda oluşan bir şey değil çünkü bu, hissettiğim ve hissedemediğimi bildiğim şeyler.
Hikayelerde kahramanlar var, delicesine şeyler yaşıyorlar. Bunları yapabilmem için hiçbir şey yaşamama, böyle şeylerin yaşandığını bilmeme gerek yok. Hepsi var olduğum bu bedenin içinde var ve yazdıkça açığa çıkıyor.
Yazmaya devam ettiğim sürece insanım, insan olduğum sürece de yazacağım.
Aristo, mantığının böyle kullanıldığını görseydi, eminim şu 'Gerçekler acıdır. Biber de acıdır. O zaman biber gerçektir.' zırvasından daha çok etkilenirdi.
Nice tutku dolu, kelimeli yıllara...